24 Ağustos 2007 Cuma
GECE İŞEMELERİ
(ENURESİS NOKTURNA)
Gece altını ıslatma tıbbi adıyla Enürezis Nokturna tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocuklarda sık görülür. 5 yaşından sonra ayda bir-iki kez gece alt ıslatması olan çocuklarda bu hastalığın varlığından söz edilebilir. Hastalığın uyku derinliği vemesane kapasitesi ile ilgili olduğu görüşü hakimdir. Ayrıca psikolojik etmenler de hastalığın oluşmasında rol oynamaktadır. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülür.
Her sabah yatağından ıslak olarak kalkan bir çocuğun duyduğu sıkıntıyı anlamak çok zor değildir. Bu durum aileler tarafından hastalık olarak kabul edilmediği için çocuk devamlı suçlanmakta ve zaman zaman cezaya çarptrılmaktadır. oysa bu durumdan en fazla çocuk rahatsızdır ve kurtulmak istemektedir. Özellikle yabancı bir evde yatması gerektiği ya da kamp, tatil gibi nedenlerle evden uzak kaldığı durumlarda çocuk çok yoğun utanma duygusu yaşar. Bu nedenle bir çok faaliyete katılmak istemeyebilir.
Toplumumuzda gece altını ıslatmanın zamanla geçen normal bir durum olduğuna dair yanlış bir kanaat vardır. Hatta sünnet olunca, ergenlikte ya da askere gidince geçeceğine inanılır. Oysa yaş ilerledikce bazı vakalarda kendiliğinden düzelmeler görülebilir. Ancak ne zaman olacağını kimsenin bilmediği bu düzelmeyi beklemek çocuğun ruhsal yapısında derin yaralar bırakacağından hatalı bir tutum olur. Gece altını ıslatan çocuğu olan aileler eğer çocukları 5 yaşından büyük ise tedavi yollarını aramalıdırlar. Bu hastalığın tedavisinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır. Tedavide kademeli olarak bazı programlar uygulanmakta ve ilaçlardan da yararlanılmaktadır.
Halk arasında tedavide kullanılan bazı ilaçların kısırlığa neden olabileceği gibi yanlış bir kanaat vardır. Gece alt ıslatma sorunu olan çocuklarda kullanılan ilaçların kısırlık yapması söz konusu değildir. Bu uydurma ve bilimsel dayanağı olmayan bir söylentiden ibarettir.
ETKİLİ AİLE İLETİŞİMİ
//-->
ETKİLİ AİLE İLETİŞİMİ
Sevgili anne babalar ;
Herkesin bildiği bir söz vardır: “Eğitim ailede başlar” Her aile başarılı çocuklar yetiştirmek ister. Bunu gerçekleştirmek için çocuğuna her türlü imkanı hazırlar. Ancak unutulmaması gereken bir konu daha vardır ki, o da çocuğun kimlik gelişimidir. Çocuğun içinde bulunduğu dönemi nasıl atlattığı çocuğun hayatta kazanacağı başarıları kadar önemlidir.
“Dünyadaki aynalar gümüşlenmiş cam parçaları değil çocuklarımızdır. Çünkü onlar sizi yansıtır. ” Çocuk gerçekten de aileyi yansıtır. Ailedeki bireylerin kişilik yapısı çocuğun kişilik yapısını şekillendirir.
Ailenin çocuğa verdiği eğitimle çocuğun kişilik yapısı şekillenecekse aile çocuğa nasıl bir eğitim vermeli? Öncelikle her aile çocuklarını ayrı bir birey olarak görüp kişiliklerine , bağımsızlıklarına saygı duymalıdır. Bunu yapmak için iletişim çok önemlidir.
Her şeyden önce etkin dinlemenin bilinmesi gerekmektedir. Batılı psikolog Publilus Syrus;”Çocuğuna servet bırakmak isteyen anne- baba, ona iyi dinlemeyi öğretmelidir"diyor. Etkin dinleme için kişinin söylediklerinin gerçek anlamlarının kavranması gerekir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek çok güzel bir duygudur.
Çocuklar sevgiye tepki verirler.
Çocuğunuzun söylediklerini duymak istemelisiniz.
Çocuğunuzun duyguları sizinkinden ne kadar farklı olursa olsun onun duygularını kabul etmelisiniz.
Duyguların sürekli değil, geçici olduğuna inanmalısınız.
Çocuğunuzun ayrı ve farklı bir birey olduğunu kabul etmelisiniz.
Çocuğunuzun sorunları olduğunda yanında olmalı fakat sorunlarını kendisi çözmesi için onu yanlızca cesaretlendirmelisiniz.
Çocuğunuzla İletişiminize Engeller Nelerdir?
Acaba hangimizin gören bir bakışa, duyan bir kulağa gereksinimi yok? Dr. Pire’ nin “İnsanların çoğu duvar, çok azı da aralarında köprü kurarlar” sözü günümüzün yoğun temposuna kendini kaptıran insanların (yani bizlerin) arka plana ittiği çok önemli bir gereksinimi vurguluyor. Özellikle çocuklarımızla olması gereken yakınlaşma ve iletişim gereksinimi.
Evet , çocuklarımızla iletişimimize engel olan, konuşmalarımızı yüzeysel kılan ve gerçek dinlemeyi engelleyen tavırlara bir göz atalım:
Emir Vermek, Yönlendirmek
Uyarmak, Gözdağı Vermek
Ahlak Dersi Vermek
Öğüt Vermek ve Çözüm Önerileri Getirmek,
Öğretme, Nutuk Çekme
UNUTMAYALIM!
Olumlu ilgi , çocuğunuzu mutlu eder, kendine olan güvenini artırır. Övme, teşekkür, iftihar ve hayranlık gibi olumlu ilgi gösterme şekilleri kişinin moraline gerçek bir katkıda bulunur.
Olumsuz ilgi ise üzer ve yenik düşürür. Eleştiri ve gülünç bulma, hayal kırıklığı ve güvensizlik kişiyi üzer ve yıpratır.
İster olumlu ister olumsuz tüm etkiler ya fiziksel ya da psikolojiktir.
Etkiler: Fiziksel, Psikolojik
Olumlu: Öpme, kucaklama, okşama, sırtını sıvazlama, övme, teşekkür, göz kırpma, takdir eden bir bakış
Olumsuz: Dayak, eleştiri, küçümseme, tepeden bakma
ÇOCUKLARIMIZLA ARAMIZA DUVARLAR ÖRMEYELİM, KÖPRÜLER KURALIM.
ÇOCUĞUMUZUN ÖZGÜVENİNİ ARTIRMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?
FONA SIK SIK SÖZ HAKKI VERİN.
FKENDİNİ VE DUYGULARINI NE “NE DÜŞÜNÜYORSUN, NASIL HİSSEDİYORSUN” GİBİ SÖZLERLE ANLAMAYA ÇALIŞIN.
FONUN FİKİRLERİNE DEĞER VERDİĞİNİZİ HİSSETTİRİN.
FONUN OLUMLU DAVRANIŞLARINI KESİNLİKLE TAKDİR EDİN.
FO KONUŞURKEN ONUN YÜZÜNE BAKIN VE CİDDİYE ALINDIĞINI HİSSETTİRİN.
FONUN İÇİN ZAMAN AYİRİN.
FYAŞINA UYGUN GÖREVLER VERİN VE DAHA SONRA BAŞARISINI TAKDİR EDİN.
FONUN ILE DEĞİŞİK KONULARDA SOHBET ETME ORTAMI OLUŞTURUN.
FONUN KORKU VE ENDIŞELERİNE SAYGI DUYUN.
FAŞIRI ELEŞTİRİCİ OLMAKTAN VE YARGILAYICI OLMAKTAN ÇEKİNİN.
FHATALI DAVRANIŞLARINI KONUŞARAK UYARIN VE ONA DOGRU OLANI ANLATIN.
F BAŞKALARININ YANINDA ONU KÜÇÜK DÜŞÜRMEYİN.
FONUN BAŞARISIZLIKLARINI BÜYÜTMEYİN.
F BAŞKALARI İLE KIYASLAMAYIN.
F KABİLİYETLERİNİ FARKEDİN VE TEŞVİK EDİN.
FTOPLULUK İÇERİSİNDE SÖZ ALMASINI TEŞVİK EDİN.
FONU SIK SIK SEVDİĞİNİZİ SÖYLEYİN.
FONUN İÇİN ÖNEMLİ OLAN ŞEYLERE SİZ DE ÖNEM VERİN.
FONUN ÖNEMLİ GÜNLERİNİ UNUTMAYIN
FSADECE ONUN İÇİN AYIRDIĞINIZ ZAMANLAR OLSUN.
FYANLIŞ VE UYGUNSUZ CEZALANDIRMADAN KAÇININ.
FONDAN BEKLENTİLERİNİZ ÇOK AŞIRI OLMASIN.
FONA YAŞINDAN VE OLDUĞUNDAN KÜÇÜKMÜŞ GİBİ DAVRANMAYIN
F ONUNLA BİRLİKTE SOSYAL AKTİVİTELERDE BULUNUN.
Ercan NAR
REHBER ÖĞRETMEN
Canan Bilbay
Psikolojik Danışman ve Rehberlik Uzmanı
Canan Bilbay'a e-posta
ÇOCUK VE SUÇ
HAZIRLAYAN: İMDAT TAHİROĞLU
Yazar "Çocuk ve Suç"da isminden de anlaşılacağı gibi çocuk ve suçu; çocuğu suça iten etkenleri, ailenin çevrenin ve eğitimin rolünü araştırıyor. Çocuk suçlarıyla ilgili bilgiler verip, konu ile ilgi yapılan çalışmaların setezini yapıyor. Çocuğun kalıtım, bedensel ve zihinsel özelliklerini de için içine katarak çözüm önerilerinde bulunuyor.
Kitap; B.M. Çocuk Hakları Bildirisiyle başlıyor. Buna göre her çocuk:
- Şefkat, sevgi ve anlayış görme hakkına
- Yeterli beslenme ve anlayış görme hakkına
- Parasız eğitim hakkına
- Oyun eğlence hakkına
- Bir isim sahibi ve bir ülkenin vatandaşı olma hakkına
- Olağanüstü durumlarda yardım görmede öncelik hakkına
- Topluma yararlı olacak şekilde yetişme hakkına
- Uluslararası barış ve Evrensel kardeşlik bilincinde geliştirme hakkına
- Bütün bunlarda, Renk, Irk, dil, din farkı gözetmek için yararlanma hakkına sahiptir.
İnsanların üzerinde ittifakla anlaştıkları tek konu, çocukların toplumun geleceği olduğu gerçeğidir. İnsanın en çok sevdiği şey çocukları olmasına karşın yeryüzünde milyonlarca çocuk açlığın ve yokluğun pençesinde kıvranıp can vermekte, savaşlarda ölmekte ve çocukluğunu yaşamadan suç'a, cezaevlerine düşmektedir. Yapılan araştırmalar "Suçlu çocuk yok, ancak suça itilmiş çocuk var" tarzını doğruluyor. O halde hayatının baharında kırağı yiyen çocukların durumu nasıl düzeltilecek.
İnsan sosyal bir varlıkltar. SOsyal bir çevrede doğar çevrenin şartlarıyla şekillenir Toplmca kazılmış din, ahlak ve hukuk gii üstyapı kurallarına uyar. Toplumca kedine verilen görevleri yerine getirir.
Hiçbir çocuk sosyal veya sosyal olarak dünyaya gelmez. Çocuk üç aylıkken anlam vermeye başlar. Çocuğun bu seviyeden sonraki gelişimi ailenin kendisine vereceği telkinlerle eğitimle; terbiyeyle, motivasyonla şekillenir. Ailede sosyali ilişki iyiyse, çocuk da motize ediliyorsa çocuk sosyal bir insan olarak büyür. Ama ailede sosyal ilişkiler çok zayıf ve çocuğun aktivitelerini örnek alabileceği kimse yoksa çocuk körelir. Böyle çocukların yardıma ve rehberliğe ihtiyaçları vardır.
Her toplumda anti-sosyal davranışlarda bulunanlara toplumsal yada husuksal müeyyideler uygulanır. Suçluluk kişini, bireylerin karşısına çıkaran bir çatışmadır. İstenmeyen bu çatışma yani suç olgusu, Kriminolojisi, yani suç olanı incelenen ve suçluyu topluma kazandıran bilimi doğurdu. Sanayileşmenin bir neticesi olarak suç oranları, nüfus artış oranlarının önüne geçmiştir.
Çocukluk döneminde fert sosyalleşmeyi tamamlayamadığı için suç işlenebilir. Çünkü henüz neyin suç neyin suç olmadığını bilmiyordur. Çocukların çoğu komşuların bahçesindeki meyvelerden izinsiz koparmıştır.
Ergenlik döneminde ise suça yönelten etkenler hızlı bir bedensel ve ruhsal değişimden, kalıtımsal nedenlerden, zekadan kaynaklanacağı gibi, yanlış eğitim, yetersiz sevgi ve şefkat de olabilir. Değişen diğer yargıları, ahlak kurallarının bozulması, düzensiz kentleşme ve sanayileşme, güçler ve ekonomik bunalımlar gibi sosyo-ekonomik nedenlerde ergeni suça iten etkenler arasında sayılabilir.
Hukuki açıdan çocuk 11-18 yaş arasındaki çocuklardır. En çok suç işlenen yaş 14 yaş grubudur. Çocukluktan yetişkinlik dönemine geçiş olan bu yaşlarda (geçiş devresi) genç, ben kimim? neyim, kime benzemeliyim? ne olmalıyım? vb. gibi sorularla isbat-ı vücut etmek ister. Ailenin isteklerine başkaldırır, özgür olmak ister. Çocuk suçlarını belli bağlı grublara ayıracak olursak:
1- Zeka geriliği ve gelişimindeki gerilik nedeniyle işlenen suçlar.
2- Yeterince sosyal eteğitim almayan çocukların işledikleri suçlar.
3- Ergenlik dönemi işlenen suçlar.
4- Bozuk aile düzeninden gelen çocukların işledikleri suçlar.
5- Ekonomik yoksunluk nedeniyle işlenen suçlar.
6- Nörotik ve ruhsal bozukluklar nedeniyle işlenen suçlar.
7- En fazla üzerinde durulması gereken psikopatik suçlar.
EVRENSEL SORUN
İnsanoğlu XX.yy'ı tüketip XXI. yüzyıla hızla yaklaştığı şu günlerde elektronik çağı yakalamış, gezegenlerarası yolculuk yapıyor durumuna çıkmıştır. Dünya günde 1.5 milyar dolar Askeri harcama yaparken yıllık 17 milyon çocuğun ölümüne seyirci kalıyor. Çocukların çoğu çalıştırılıyor. Gelişmelerine balta vuruluyor. Çekirdek aile büyük yeralar alıyor ve bireyi topluma kazandıracak en önemli müessese sallanıyor.
II. Dünya savaşından sonra çocuk suçlarında önemli artış olmuştur. Çağdaş gelişmeler beraberinde yeni suçlarıda getirmektedir. Son yılların en büyük suçu uyuşturucu madde kullanımı. Bu suçun işlendiği I. ülkenin ABD oluşturuyor. Batı da çocuk gençlerin işledikleri suçlarda organize suçlar, önemli bir bölümü oluşturuyor, çocuklar 2-5 kişilik çeteler kurarak organizeli bir şekilde suç işliyorlar.
TÜRKİYE'NİN SUÇLU ÇOCUKLARI
Türkiye dünyadaki mezkur gelişmelerden derinden etkilenmiştir. Sanayileşme ve hızlı bir kentleşmenin yasadışı ülkemizdeki bu gelişmeler düzenli olmadığı için çarpıklıklara sebep olmaktadır. Tabii ki çocuk suçlarında da önemli artış olmaktadır. Çocuk suçları genel suçlara oranla %5 tir. Ne yazık ki işlenmen suçların cinsini ve yüzdelik dilimini bulmanın ötesinde bir şey yapmamışız.
Türkiye'de, Ankara, İzmir ve Elazığda çocuklar için ıslah ve cezaevleri vardır? Çocuk suçlarının en fazlası şahsa karşı işlenen suçlar, cinsel, suçlar ve mela karşı işlenen suçlar olarak sıralayabiliriz.
Şahsa karşı işlenen suçlardan hüküm güden çocuklar, kan davası, hayvan ve arazi antlaşmazlığı, namus temizleme gibi sosyal sorunlardan dolayı suç işlemişlerdir.
Islahevlerindeki çocukları topluma kazandırma gibi planlar olmazsa çocuk hayat boyu potansiyel suçlu olacaktır. Çocukları hor görmeden, aşağılamadan, yaptıkları suçun yanlıştığını ikna ederek anlatmak bir görevdir. Aksi takdirde islahevinden çıkan çocuk başka bir suçla yeniden cezaevine gelecektir. Bu fasit daireyi kırmak yetkililere ve topluma düşüyor.
II. BÖLÜM
II. Bölüme doğuşta suçlu olmayabilir mi? sorusuyla başlanıyor ve kromozomlar vesilesiyle anne,babadan çocuğa genler vasıtasıyla geçen bireyin "kalıtsal katori olarak tanımlanıyor. Sara ve Psikopati yani bireyin karakter ve heyecan tepkilerinde bozukluklar gösteren bir ruhsal gerilik duruma genelde kalıtsaldır. Ancak bunların getirdiği suçlar kendi başına kalıtım yoluyla geçmemektedir. Ancak ve ancak dolaylı bir etkidir. Asıl etki, zekası, çevre eğitim ve terbiyedir. Kalıtım gibi fizyolojik özelliklerde suça etken birer öğe olabilmektedir.
Zeka dediğimiz "soyut düşünme ve olaylar arasında ilişkiler kurabilme ve kendi kendini eleştirebilme yeteneği" gücü suça iten etkenlerden dir. Zeka seviyesi düşük olan çocukların suç oranlarının yüksek olduğunu görüyoruz. Bu zihinsel fonksiyonların yetersiz gelişmeyi dediğimiz zeka geriliği ise doğumla birlikte görülebileceği gibi, çocukluk yıllarında meydana gelen bir travma, enfelsiyon, beslenme bozukluğu ve hastalıklar sonucu ortaya çıkış ve çocukları suça iten en önemli etken olarak karşımıza çıkar.
III. BÖLÜM
Kalıtım, biyolojik etkenlerle çocuğun gelişim evrelerine ilişkin özellikleri bilmemekten doğan hataların, çocuk suçluluğunun sebebini oluşturur.
Çocuğun bebeklik döneminde Annesini kaybetmeyi onun duygusal gelişimini tamamlayamamasına sebep olur. 0-5 yaş arasında karakterin şekillendiği üzerindeki görüşbirliğii gözönüne alacak olursak bu durum çocuğu suça itebileceğini söyleyebiliriz.
Çocukluk dömeninin en tehlikeli bölümü şüphesiz ki ergenlik çağı dediğimiz 12-15 yaş dönemidir. Çocuk bu süre içinde bir arayış içine girer. Birilerine benzemek ister. Kendi kendini sorgular ve duyguları kabarır. Bu dönemi aile ve okul çocuğu üzerine gitmeden atlatırsa çocuk sağlıklı bir fert olur. Aksi taktirde bu devredeki duygu selinin kendisini içine ittiği bir sürü suç içine düşüp çıkamayabilir.
IV. BÖLÜM
Bu bölümde çocuğun yetişmesinde AİLE ve OKUL'un önemi üzerinde duruluyor.
Aile en küçük toplum birimidir. Mükemmel fertler bu çekirdekde yetişir. Yani aile iyi yada kötü bütün tohumların yetiştiği ortamdır. Bundan dolayıdır ki ailenin çocuğun gelişimi, onun topluma yararlı bir ufert olması yada suça itilen bir çocuk, anti-sosyal bir varlık olması yönünde etkileri çok büyüktür. Ailenin çocuk üzerindeki etkisi anne karnında başlar. Aile çocuğuna -Grup içinde dengeli birey olması için duygusunu bunun gerçeklemesi için gerekli ortamı, rehberliği ve sorunları çözer.
Çocuk içinde büyüdüğü ailenin sosyal yapısından etkilenir. Ailenin birlik veya dağınık olması yada Anne babadan birisinin ölümü çocuğun duygusal gelişimini son derece etkiler. Ayrıca ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi onun ilk sosyal deneyimlerini oluşturacak ve kişiliğin gelişmesinde son derece önemli bir faktör olacaktır. Ayrıca Ebeveynin çocuğa sert yada yumuşak tavırları, tutumları, ona değer verip vermemesi, ergenlik çağında ona yardımcı olup olmamasında son derece önemlidir. Çünkü çocuk bu tutumların bağrında gelişir. O halde Ebeveynler:
- Çocukların güven duygusunu geliştirecek şartları hazırlamak
- Yeterince sevgi, şefkat ve ilgi göstermeleri
- Çocuğ3un gelişme dönemlerini bilip ona göre davranmaları
- Çocukları kendi yetenekleri ve konumlarında kabul etmeleri
- Gerekli miktarda oyun oynama imkanlarını hazırlamak zorundadırlar.
Ailede disiplin anlayışı çocuğun duygularını bastırıcı makul isteklerine gem vurucu mahiyette değilde, tutarı, ve makul disiplin anlayışının olması gerekir. Buna tatlı fert bir disiplin anlayışıda diyebiliriz. Baskıcı aile çocuklarının suça yöneldiklerini ve bastırılan duyguların ileride ruhsal bozukluk olarak karşımıza çıktığını görmekteyiz. Ayrıca bozuk ve parçalanmış ailelerde gösterilemez ve istenilmeyen çocuk ilan edilir? Bu durumda şüphesiz çocuğun gelişimini olumsuz etkileyip suça iter. Ayrıca ailenin eğitim durumu sosyo-ekonomik durumu, ailedeki birey sayısı ve konut durumda suça etkendir. Okuma yazma bilmeyen aile çocukları, çok çocukları aile çocukları ve kendilerine ait olmayan meskenlerde oturan aile çocukları suça daha yatkındır.
Ailenin yanında suçluluğu en fazla etkileyen bir diğer unsur da OKUL dur. Çocuğun kişiliğinin oluşmasında çok önemli bir faktör olan eğitimin aracı okul şüphesiz ki suçları azaltmaktadır. Okul bir sosyal kurum olarak gerektiğinde aile ve yakın çevrenin veremediği olumlu etkileşim ortamını hazırlayan bu boşluğu dolduran bir kuruluştur. Okul, bu önemli işlevini gereği gibi yerine getirebildiği ölçüde başarılı olur.
V. BÖLÜM
KİŞİLİK, DURUM ve DAVRANIŞ BOZUKLUKLARI
Kişilik bireyin tüm ilgi, tavır ve yetenekleriyle dış görünüşünün ve çevresine uyum biçiminin özelliklerini içeren bir kavramıdır. Irsi ve çevresel etkenlerin bileşimidir. Yazar kişilik çeşitlerini sıralıyor ve karakter testleriyle kişilik hakkında hüküm veri.
Kişilik özelliklerinin suça etkisi büyüktür. Psikolojik etkenler fiziksel koşullarda yakından ilgilidir. Sağlık koşulları ve bedensel kusurlar, bireyin zihinsel ve duygusal işlevlerine etkide bulunur.
Suç, bilinçaltına itilen arzu ve isteklerin simgesel ifadesidir. Kişilik gelişimi inceleyen psikoalizler zihinsel ve duygusal bozuklukları suçu içe atılan duyguların yansımaları olarak değerlendirip, suçla sonuçlanan kişisel ruhsal çatışmayı, toplumsal bakımdan yasaklanmış olan şeye karşı gelmek, onu yoketmek şeklinde yorumlar. Ona göre suç birtakım komplekslerden kaynaklanmaktadır. Hırsızlık yapan bir çocuk, yiyecek yada para çalarken, yalnızca fizyolojik gereksinimlerini gidermek için çalmamakta, belki de sevgi eksikliğini gidermek üzere bu yola başvurmaktadır. Yani suç bir öfkenin dışa yansımasıdır Bazı suçlar ve sebebleri
Aşırı derecede iteatsizlik ve karşı koyma, ebevennin hatalı gözetimi ve onu tahrik etmesi gibi faktörlerdir.
Yalancılık: Çocukların eğitimlerinde onarı toplumsallaştırma işinin gerektiği gibi yapılamadığından ve çocuğa başkalarının hak ve çıkarlarına hiç olmazsa kendisininki kadar değer vermesi gerektiği şuuru verilmediğinden
Hırsızlık, Yankesicilik, Sahtekarlık: Ailenin çocuğa mülkiyet e mülkiyete saygı gösterilmesi gerektiği fikrini aşılayamamasından,
Evden kaçma: çocuğa iyi davranılmaması ve cezalandırılma korkusu saldırganlık, intikam, kıskançlık, huysuzluk, işkence etme gibi huyların herbirinin şuuraltına yerleşen sebepleri vardır. Bu suçlara ek olarak XX. yüzyılın en büyük suçu uyuşturucu ve Alkoldür. Bu suçta da çevrenin medyanın ve ailenin çok büyük rolü vardır.
VI. BÖLÜM
Bu bölümde çocuk suçluluğu üzerinde Ekonomik, kültürel ve Toplumsal etkenler irdelenmektedir. Araştırmalar göstermiştir ki sosya ekonomik ve yakın çevre şartlarını rolünü ve önemini açıkça ortaya koymaktadır. Yoksul aile çocukları imkansızlıklar içinde suça itilir. Nüfus hareketleri ve iç güçlerle kültürel karışımların bir sonucu olarak suç artmaktadır. Savaşlarda çocuğun duygusal gelişimini etkilediği için, suçlara neden olabilir.
Korumaya muhtaç çocuklar özellikle 0-6 yaş grubu için bakımevlerinden daha ideal bir çözüm olarak görülen "koruycu aile, yöntemi denebilir. Koruyuc aile çocuğa nisbeten ebeveynlik vazifesi görüeceğinden dolayı suç oranlarında düşecektir.
Bazı kitle iletişim araçlarıda çocukları suça iter. TV de gördüğü şiddet uygulamak isteyen nice çocuk vardır. Eğlence araçlarındaki şiddet de kötüdür.
VII. BÖLÜM
Bu bölümde meselenin çözüm yolları araştırmaktadır. Araştırmalar çocuk suçluluğunda irsi etkenlerden çok, çevresel etkenlerin önemini vurgulamakta kişiliki kusurlarının yanısıra, bu kusurlarının yanısıra, zekadan yoksun olmak ve çevre koşullarınınn elverisziz olması da çocuğu suça itmektedir. Ekonomik zorluklar kültürel düzey düşüklüğü, kalabalık ve yoksul aile, göçler, kültürel çatışmalar ailedeki suçlu bireyi oluşturmaktadır.
Kimi zaman toplumsal değer kalıplyarı, tabanlar, çevre şartlarının elverişsizliği ergenlik çağının fırtınalarıyla birleşince, çocuk yaşta gençlerimizin bozulukları göstermeleri, suça itilmeleri olgusu ortaya çıkmaktadır.
Bunları önlemek için, çocuklara yönelik hizmetlerin aksatılmadan götürülmesi gerekiyor. Çalışan, korumaya muhtaç, dıştaki işçi çocuklarının hepsinin derdine çare bulmak zorundayız. Islahevlerindeki çocuklara meslek kazandırabiliriz. Testi kırılmadan önlem alınması gerekir ki suç zuhur etmesin.
Çocuk suçluluğuna toplumun yaklaşımı bir sorunun bir başka önemli yanını oluşturuyor. Genç, sırtına vuran suçluluk damgası her zaman kaldıramayabilir. Toplumda genelde suçluyu dışlamaya yönelik olur. Buda bir eğitim problemidir. Oysa suçluluk damgasını yiyenler yeniden hayata döndürülebilir. Suçlu çocuklara insanlar kendi çocukları gibi bakarlarsa o zaman çocuklar yeniden topluma kazandırılır.
ÇOCUĞUNUZ KEKEMELİK DAVRANIŞI GÖSTERİYORSA
Kekemelik davranışı gösteren çocukların tedavisinde iyi sonuç alınabilmesi için terapist ile anne-babanın işbirliğine ihtiyaç vardır. Öğretmen için okuldaki iletişiminde, anne-baba için evdeki iletişiminde aşağıdaki önerilere uymamız, uymanız yararlı olacaktır.
1. Kekemelik konusunda kendi olumsuz duygularınızı giderin.
Sizin geriliminiz ona da yansıyacaktır. Çocuğunuzu “normal çocuk” gibi kabul edin. Unutmayın ki hecelerin %10’unda kekeliyorsa, %90’ını da kekelemeden söylemektedir. “İleride ne olur?”diye endişelenmek yerine; ona nasıl yardım edeceğinizi düşünün.
2.Çocuğunuzun üzerindeki konuşma baskısını azaltın.
A. Çocuğunuz konuşurken onu dikkatle dinleyin. Gözleriniz onda olsun. Yüzünüzde endişeli veya gerilimli bir ifade olmamasına özen gösterin.
B. Çocuğunuz konuşurken sabırla bitirinceye kadar bekleyin. Sözünü kesmeyin. Bitirdikten sonra acele cevap vermeyin. Çocukla olan diyaloğunuz telaşlı bir hava içinde geçmesin.
C. Sürekli soru sormaktan vazgeçin. Sorularınız “EVET,HAYIR”veya kısa ifadelerle yanıtlanabilir olsun. Kendi arzusuyla konuşmaya başlarsa ona istediği kadar zaman tanıyın.
D. Onunla konuşurken kullandığınız ses tonuna da dikkat edin. Bazen kelimelerle ifade etmediğinizi ses tonunuz ele verir.
3. Çocuğunuzun üzerindeki genel stresi azaltın.
A. Gündelik hayatınız çok konuşmalı mı geçiyor? Dinlenmeye ve gevşemeye zaman kalmıyor mu? Çocuğunuz ne yalnız kalmalı, ne de aşırı bir telaş ve koşuşma içinde yaşamalı. Sakin bir yaşayışı olmalı.
B. Davranış ve tutumunuz çocuğu utanç ,suçluluk ve yetersizlik duyguları içine itmemeli. Çocuk kendisini reddedilmiş, itilmiş, hor görülmüş hissetmemeli. Bu gibi duyguların oluşturduğu endişeler sonradan kekemelik olarak ortaya çıkabilir.
4. Çocuğunuza zaman ayırın.
A. Çocuğunuzla elinizden geldiğince birlikte olmaya çalışın. Nasıl konuşursa konuşsun sizin için değerli olduğunu, konuşma şeklinin ve düzeninin önemli olmadığını çocuğa hissettirin. Çocuğunuza uygun bir ses tonuyla ve hecelemeden, akıcı bir üslupla bol bol okuyun. Seçtiğiniz kitap ve konuların içeriğinin çocuğun akademik düzeyine uygun olduğu kadar; grameri, dilinin ağırlığı açısından da çocuğun durumuna uygun olmasına dikkat edilmeli.
B. Okuma konusunu bitirdikten sonra,çocuğun cümleleri tekrarlamasına bazen de hikayeyi kendi sözleriyle size anlatmasına izin verin. Kitap hakkında soru sormaktan kaçını.
Kitap okumak yerine masal,hikaye,hatırada okunabilir, anlatılabilir. Çocuklar küçüklük hikayelerini dinlemeyi çok severler.
C. Çocuğunuzun dil ve konuşmayla ilgili deneyimleri zevk verici olsun. Konuşmasını kızmak, azarlamak, cezalandırmakla değil mutluluk veren olaylarla destekleyin.
D. Duygu ve heyacanlarını sözle ifade etmesine imkan tanıyın, söylediklerini önemseyin. İfadede güçlük çekiyorsa ona yardımcı olun. Ama asla ifade ve sözcüklerini çocuğun ağzından alıp siz söylemeyin.
5. Çocuğunuzun konuşmasına siz iyi bir model olun.
A. Gerek konuşurken, gerekse de okurken konuşma ve okuma hızınızı yavaşlatın. Bu konuda kendinizi eğitmeniz gerekebilir. Cümleler ve kelimeler arasındaki zamanı uzatmakla işe başlayın. Sonra kelimeleri de yavaş söylemeye gayret edin. Asla heceleyerek okumayın.
B. Konuşmanızı yavaşlatmanız yanı sıra zahmetsiz ve yumuşak tarzda konuşmaya çalışın. Çocuğunuzun da öğrenmesi gerekecek olan budur.
6. Çocuğunuzun kekelemesine uygun tepkiler verin.
A.“uygun tepki” çoğu zaman hiç tepki vermemek, KEKELEMİYORMUŞ gibi sabırla çocuğu dinlemek, konuşmasını alay yapmamaktır.
B. Ancak bazı kelimeleri söyleyememek, takılmak çocuğa çok sıkıntı verebilir. Böyle zamanlarda sizden tepki gelmemesi daha da kötü olabilir. Bir şey söylemek ihtiyacı duyabilirsiniz.
C. Bu gibi durumlarda ses tonunuzda acımak,olumsuz bir yorum,kaygı ya da şaşkınlık ifadesi bulunmaksızın, hatta alaysız bir tarzda hafifçe gülümseyerek “bu kelime uğraştırdı seni”, “bazen zor oluyor değil mi?” gibi sözler söylemeniz gerekebilir. Bu gibi sözler çocuğun gayretini tanıdığınızı ve kekelediği için onu suçlamadığınızı ifade edecektir.
D. “Konuşmasını düzeltmekten , daha yavaş konuşursan kekelemezsin, yüzünü öyle yapma” gibi iyi niyetli ama olumsuz ifadelerden kaçının. Bu gibi davranışların çocuğu kekelemesinin sorumlusu yapmak gibi suçlayıcı etkisi vardır.
E. Kekelemesi hakkındaki duygularını onunla konuşmaktan çekinmeyin. Kekelemesinin üzerinde durulmamalıdır. Ancak çocuk duygularını açtığı taktirde onun duygularını tanıyın, paylaşın. Kekelemesi hakkında konuşmak tabu değildir. Yalnız “kekelemek” yerine “konuşma zorluğu” ifadesini kullanırsanız onu damgalamaktan kurtulursunuz. Herkesin bir takım zorlukları olabileceğini ifade edin.
BAŞARILI ANNE-BABA ÇOCUK İLİŞKİSİ
Ana-baba, çocuklarını eğitirken öncelikle gelişim evrelerini bilmeli ve çocuklarının içinde bulunduğu gelişim dönemini tanımalıdır. Başka bir deyişle,çocuklarını tanıyarak işe başlamalıdır.
Ana-baba,çocuklarının kendi modelleri olmadığı gibi,kardeşlerinden ve arkadaşlarından farklı,bağımsız,kendine özgü zeka ve kişilik özellikleri olan bir birey olduğu gerçeğinden hareket etmelidirler.
Anne ve babanın çocuklarına , “uygun olan davranışı” ya da neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğretebilmeleri için,gerek kendi aralarında gerekse çocuklarına yönelttikleri davranışlarında dengeli,tutarlı ve kararlı olmaları gerekir.
Anne-babanın güvenli bir çocuğa sahip olabilmeleri için,önce kendilerine,sonra birbirlerine,ardından da çocuklarına güvenmeleri gerekir.
Anne-baba çocuğundan yaşı ve yeteneklerine uygun isteklerde bulunmalı,çocuğu hayal kırıklığına uğratacak,yaşının üstünde beklentiler içine girmemelidirler. Çocuğun ilgi ve yeteneği onun yönlendirilmesinde esas alınmalı,ana-babanın tutkuları dikkate alınmalıdır.
Anne-baba öncelikle çocuğunu bağımsız bir birey olarak kabul eden,ona sevgi ile yaklaşan ve olumlu ilişki kurmaya çalışan kişiler olmalıdırlar. Bilinmelidir ki,sevgi temeline dayanan eğitim,sağlam ve başarılı eğitimdir.
Anne-baba,soyut düzeyde uyarı yerine,somut düzeyde eylemi temel almalıdır.
Anne-baba öyle bir ortam hazırlamalıdır ki,çocuk sanki her zaman anne ve babası yanındaymış gibi kendini güvenli ve hiç yanında değilmiş gibi özgür hissetsin.böyle bir aile ortamı çocuğun kendine özgü anlayış ve düşüncesini ifade etme olanağı sağlar. Buna karşın sağlıksız bir aile,çocuğun nasıl algılaması,düşünmesi ve davranması gerektiğiyle ilgilenir. Çünkü bu ana-baba için,çocukları belirli bir kalıba sokmak,onu bağımsız olarak gelişmesinden daha önemlidir.
Anne- baba,çocuğunun kişiliğine saygı duyan,benlik saygısı üstün kişiler olmalıdır ki,çocuklarının benlik saygısı da üstün olabilsin.anne-babalar kendi kendini yönetebilen bireyler yetiştirmek için gerekli psiko-sosyal ortamı hazırlamalıdırlar. Bunun için de aşırı koruyucu yaklaşımdan kaçınarak çocuğun kendi kendini yöneten bir birey olmasına fırsat verilmelidirler.
Kısacası,anne-baba,çocuğa sevgi veren,girişim yeteneğini ve özgüvenini kazanabilmesi için onu destekleyen kişiler olmalıdırlar. Çocuğa yeterli düzeyde desteğin sağlandığı bu ortamda anne-babanın sağladığı disiplin ve eğitimin nitelikleri olumludur.Çocuğun istemi hiçbir zaman engellenmez. Aşırı davranışları anlayışla karşılanır ve yumuşak bir biçimde düzeltilir. Böyle bir esnek ortamda çocuk ,cesaretli ve topluma uyumlu bir insan olarak yetişir. Yaşamını yapıcı çabalar üstüne kurmayı öğrenir.
İdeal anne-babayı tanıtmak zor olmakla beraber başarılı anne-babalar ,çocuğun ihtiyaçlarını sezen,onlara uygun yanıtlar veren,aşırı hoşgörülü veya katı olmayıp ,çocuğa karşı esnek bir yaklaşım içinde olan ,davranışlarında belirli bir kararlılık ve devamlılık sağlayan,karşı çıkmadan önce her zaman çocuğunun isteklerini dinleyen anne-babalardır.
Yine başarılı anne-babalar,çocuğunun kendi kendisini denetlemesini ya da iç denetim demek olan ahlak gelişimine ortam hazırlayan,çocuktaki sorumluluk duygusunu geliştiren,olayların sonuçlarıyla onları başbaşa bırakan,onlara hak ve özgürlüklerinin sınırını öğreten,çocuklarına korku silahını çevirmeksizin,kendi kendilerini disipline eden ve düşüncelerini özgürce anlatabilen birer birey olarak yetişmelerine imkan hazırlayan kimselerdir.
Yasemin Aktaş
ANNE - BABA OKULU 24 KURAL
ÇOCUĞUMUN ÖĞRENMESİNİ NASIL ARTIRIRIM DİYE DÜŞÜNMEYİN?!...
İŞTE SİZE ÖĞRENMEYİ KOLAŞTIRAN
24 KURAL
1 . Planlarınızı Paylaşın:
Düzenli olarak yaptığınız aile toplantılarında, çocuğunuza model rolünde bir ebeveyn olarak kendi planlarınızdan bahsedin. Planlı olunduğu aktiviteler planlaması için yardımcı olun ve ders çalışma programının aralarına aile toplantıları koyun.
2 . Kitap Okuma Saatlerinin Kaydını Tutun:
Yatay eksende haftanın günlerinin yazılı olduğu bur grafik tutarak çocuğumuzu okuma konusunda motive edebilirsiniz. Çocuğunuzun en sevdiği kitaptan her akşam kaç sayfa okuyacağı konusunda hedef belirlenmesini sağlayın ve grafiği nasıl işaretlemesinin gerektiğini öğretin. Bu şekilde her gün okuduğu sayfa sayısının arttığın göreceksiniz ve daha da önemlisi çocuğunuza bu ilerlemesinden dolayı övdüğünüz zaman yüzündeki ışıltıyı sizde fark edeceksiniz.
3 . Problemlerine Yardımcı Olun (Sorunlarıyla İlgilenin):
Çocuğunuzun okulda sürekli tekrar eden bir problemi olduğunda, çocuğunuzun öğretmeniyle konuşun ve problemi çözmek için planlar yapın. Buna rağmen sorun hâlâ devam ediyorsa, çözülmemişse ilerlemesine engel olan belirli bir öğrenme problemi olup olmadığını anlamak için bir test uygulayın.
4 . Dinlenme Metodlarını Öğretin:
Eğer çocuğunuz sınav olurken panikliyorsa, ona küçük bir dinlenme, rahatlama tekniği öğretin. Önce, karnından yavaş ve rahat nefes almasını söyleyin. Daha sonra, nefesini verirken fısıltıyla D-İ-N-L-E-N demesini söyleyin. Çocuğunuza gerginliği ve vesveseleri arttığında bu yeni metodu uygulaması için cesaretlendirin. Bunu aynı zamanda siz de uygulayabilirsiniz.
5 . Sınavlarda Kendime Güvenmesi Gerektiğinin Tahşidatını Yapın:
Bazı çocuklar herhangi bir sınava tam olarak hazır olduklarını hissetmek için aşırı çalışma ihtiyacı duyarlar. Eğer sizin çocuğunuzda bu kategorideki çocuklardan biriyse, sınav gününden günlerce önce tekrar etmesini sağlayan, makul bir ders planı hazırlamasına yardımcı olun. Çocuğunuzun kendine güvenini kuvvetlendirecek uygulama sınavlarına girmesini sağlayın.
6 . “Araştır, Sor, Oku, Anlat, Tekrar et” Metodunu Çalışma Aracı Olarak Kullanın:
Sayısal sözel veya herhangi bir ders ile alakalı bir konuya çalışmaya başlamadan önce, çocuğunuza önce o konunun genel olarak ne hakkında olduğunu anlaması için araştırması gerektiğini, daha sonra konudaki başlıklar hakkında kendi kendine sorular üretmesi gerektiğini, bir sonraki aşmada bu sorunlara verilen cevapları okumasını, daha sonra verilen bu cevapları kendi kendine anlatmasını ve en son olarak da bütün öğrendiklerini tekrar etmesi gerektiğini öğretin veya sağlayın.
7 . Televizyon İzleme Vaktini Sınırlayın:
Çocuğunuzun her hafta kaç saatini TV önünde geçireceğine karar verin. TV rehberinden, programları ve showları çocuğunuzun önceden seçmesini sağlayın. Uygun zamanlarda tekrar izletmek için özel programlar kaydedin.
8 . Aile Olarak Yılda TV’den Uzak Kalmayı Planlayınız:
Yılda bir hafta TV izlemeyin. Bu süre daha zevkli işlerin yapılmasına ve yeni şeylerin öğrenilmesine vesile olabilir.
9 . Çocuğunuzla Beraber TV İzleyin:
Programın içeriğini çocuğunuza açıklayın. Çocukların gerçek ve hayali ayırt etmelerine yardımcı olun. Reklamları tartışın ki çocuğunuz bilinçli bir tüketici olabilsin.
10 . Beraber Okuyun:
Bütün ailenin aynı anda katılabileceği bir okuma saati ayarlayın. Çocuklar, anne-babalarını okurken görmeye ihtiyaç duyarlar. “Söylediğimi yap”, ifadesinin “Yaptığımı yap” kadar etkili olmadığını unutmayın. Okuma kelime dağarcını arttıracaktır ve sohbetleri zevkli hale getirecektir.
11 . Öğretici Oyunlar Oynayın:
Bekleme zamanlarında ve diğer boş vakitlerde, çocuğunuzun düşünmesini harekete geçirmek için aklınızda bir oyun hazır olsun. Twenty Question (20 soru), Categories (sınıflar) ve I Spy (casusluk yaparım) sınıflandırma becerilerini ve yöntemini öğretir. En erken yaşlardan başlayarak, çocuğunuzun aletlerin çalışma şeklini, kavramları ve çevresindeki nesnelerin özelliklerini anlamasının nasıl geliştiğini gözlemleyin.
12 . Mantıklı Hedefler Belirleyin:
Bir çocuk için C’den A’ya derece atlamak imkansız gibi görünür. Her seferinde çocuğunuzun her gece çalışması için destekleyin ve gösterdiği çaba için her gün onu tebrik edin. Gelişmeyi göreceksiniz.
13 . Soruları Cevaplayın:
Öğrenme, saat 3’te bitmez. Soruları öğrenme deneyimine çevirin. Eğer çocuğunuzun sorunlarının cevabını bilmiyorsanız bir kaynak kitaba baş vurun. Bir gezi planladığınızda önce biraz ev ödevi yapın. Beraber gideceğiniz yerin tarihini araştırın. Görülmeye değer yerlerin listesini yapın ve bu yerin neden önemli olduğunu bulun.
14 . Matematiği Gerçekçi Yapın:
Çocuğunuz, gerçek yaşam durumları yansıtan kelime problemine sahip olduğunda, gerçek araçları kullanın. Oturma odanızı adımla ölçün. Belli bir hızla gidilirse, büyükannenin odasına gitmenin ne kadar süreceğini hesaplayın. Matematiği gerçek hayatta ilişkilendirmek, çocuğunuzun öğrenme için ilkeleri ve sebepleri anlamasını kolaylaştırır.
15 . İyi Bir Dinleyici Olun:
Çocuğunuzun, size her gün okumasını sağlayın. Onu sadece yanlış okuduğu kelimeleri düzeltmek için dinlemeyin. Biriyle bağlantılı kavramlar hakkında o durumda karakterlerin başka neler yapmış olabileceği hakkında, daha sonra ne olabileceği hakkında konuşun. Çocuğunuzun, benzer temalarda okumuş olduğu hikayeleri hatırlamasını ve onları karşılaştırmasını sağlayın.
16 . Birlikte Sesli Okuyun:
Çocuğunuz okumaya başladıktan sonra ona kitap okumayı sürdürün. Şiir ve klasiklere de yer verin ve çocuğunuza okutturun. Sizin çocuğunuza okuduğunuz kitapların çoğu daha sonraları en sevilen ve tekrar tekrar okunan kitaplar arasında yer alır.
17 . Okul İşlerinde İstekli Olun:
Çocuğunun gittiği okulun faaliyetlerini destekleyen velilerden olun. Özel durumlarda okulda bulunacak telefon konuşmalarında bulunarak okula yardımcı olun. Çocuklar anne ve babalarını okulda görmekten çok hoşlanır. Ayrıca okulun sizin yardımınıza ihtiyacı var.
18 . Öğretmenlerle Konuşun:
Çocuğunuzun öğretmeniyle görüşmek için bir sorun çıkmasını beklemeyin. Diyalogu ilk günlerden başlatın ve devam ettirin. Okulun ve öğretmenlerin yaptığını takdir etmek, bunu onlara hissettirmek çok önemlidir. Ufak bir teşekkür pek çok yol aldırır. Öğretmenlerin de olumlu tepkilere ihtiyacı vardır.
19 . Konuşmayı Genişletin:
Küçük çocuklar konuşmaya başladığı zaman onlara baş sallayarak yada tek kelimelik cevap vermeyin. Çocuğunuzun kelime dağarcığını genişletin ve onları düşünmeye sevk edecek cevaplar verin. Sonraları, çocuğunuzun uzun cümleler kurmasına ve düşüncelerini detaylarıyla açıklamasına yardımcı olun.
20 . Çok Pratik Yaptırın:
Mükemmellik amaç değildir. Büyüklerle kurulan en küçük bir diyalog, oyunlarda rol alma gibi faaliyetlere çocuğunuzun pratik yapmasını sağlayacaktır.
21 . Her gün Matematikle Uğraşın:
Çatalları saydırarak, kurabiyeleri toplatarak, malzemelerin ölçülerini verdirerek, termostatı ayarlayarak vb. çocuğunuza matematiğin önemini sezdirin.
22 . Okul Takip Çizelgesi Tutun:
Çocuğunuzun her yıl çalışmasını gösteren bir çizelge belirleyin ve böylece onun neleri öğretmekte olduğunu anlayabilirsiniz. Bu şekilde sık sık tekrarladığı hataları ya da dikkatsizlikleri saptayarak gerektiği zaman bu çizelgenin size yardımcı olmasını sağlayabilirsiniz.
23 . Okul Çalışmalarını Sağlayın:
Çocuğunuz okulda olamadığında ev ödevlerini gözardı etmeyin. Çocuğunuzun ödevlerini düzenlemesinin önemli bir yeri vardır. Bu çocuğunuzun çalışmalarını saklı tutmasına ve hergün sınıfta olanların önemli olduğunun sizin tarafınızdan bilinmesine yardımcı olacaktır.
24 . Ev Ödevi Planı Yapın:
Çocuğunuza ödevlerini yapması için iyi bir ışık ve aydınlatma sağlayın. Düzenli bir zaman ayarlayın. Çocuğunuzun yaptığı ödevleri zamanında ve doğru biçimde övün.
23 Ağustos 2007 Perşembe
0-6 YAŞ GELİŞİM AŞAMALARI
0-6 YAŞ GELİŞİM AŞAMALARI
GİRİŞ
Okulöncesi dönemdeki çocuklar meraklı, araştırıcı, hayal güçleri kuvvetli ve sorgulayıcıdırlar. Bu nedenle çocukların bu yöndeki gelişimlerini desteklemek amacıyla, onların araştırabilecekleri, meraklarını giderebilecekleri, neden sonuç ilişkisini görebilecekleri, çeşitli fikirler öne sürerek tahminlerde bulunabilecekleri fırsatlar verilmeli ve bu yönde eğitim ortamları hazırlanmalıdır. Bu da çocukların merak ve araştırma duygularını geliştirici ve zihinsel yeteneklerini uyarıcı etkinliklerden biri olan "fen etkinlikleri" ile mümkündür. Okulöncesi dönemde fen etkinlikleri fen bilimlerine ilişkin bilgilerin çocuğa aktarılması olmayıp, çocuğun bunları yaparak ve yaşayarak öğrenmesidir. Ezbere bir fen bilgisi aktarımı çocuğun zihinsel gelişimine katkısı olmayıp, sadece bilgilerin artmasına yarar. Oysa ki, okulöncesi yıllarda önemli olan çocuğun araştırma, inceleme ve gözlem becerilerini geliştirerek, sağlam bilimsel temeller oluşturması ve bilimsel düşünmeyi öğrenebilmesidir. Anaokullarında çocukların yaparak öğrenmeleri ile gerçekleştirilecek fen çalışmaları sırasında çocuk gözlem yapma, soru sorma, fikirler ileri sürme, tahmin etme, iletişim kurma, düşüncelerini başkaları ile paylaşabilme ve neden sonuç ilişkisini kavrama fırsatına sahip olacaktır. Bu nedenle, fen etkinliklerine çocuğun merak duygusunu uyaracak ve doğal merakını tatmin edecek doğal ortamın yaratılmasıyla başlanmalıdır. Esas olan çocuğun merakını giderebilmesi için sorular sorması ve bu sorulara cevap bulabilmesi için gözlem inceleme ve araştırma yapmasıdır. Okulöncesi çocuklar için fen öğretiminin başlangıç noktası onların doğal çevreleridir. Çeşitli çevre gezileri ve yürüyüşler onlara gözlem ve inceleme yapma fırsatı verirken, doğadaki değişimler (mevsimler, gün, hava durumu gibi). Onlara sorgulama ve araştırma olanakları yaratabilir. Ayrıca çevrelerindeki bitkiler, hayvanlar, taşlar, bulutlar, yeryüzü, canlı ve cansız bütün nesneler onlarda heyecan yaratır ve onlara araştırma fırsatları sunar. Bu nedenle öğretmen iyi bir gözlemci olup, çocukların ihtiyaç duydukları her an onları bu tür etkinliklere yönlendirebilmeli ve her konuda sorular sorarak, gözlem, inceleme, araştırma ve sorgulama yeteneklerini geliştirebilmelidir.
0-1 AYDA
- Yüzü koyun yatırıldığında başını kontrol etme çabası içindedir.4.haftada tutabilir ve kaldırabilir.Eli kapalıdır.Avucunun içine küçük bir nesne dokundurulduğunda sıkıca yakalar.
- Yüksek sese tepkide bulunur.
- Göz,yakın bir nesne üzerine kısa süre sabitleşebilir.Parlak renkler ve şematik şekiller üzerinde,gözün biraz daha fazla kaldığı izlenebilir.
- Tatlı,tuzlu,ekşi,acı besinleri ayırt edebilir.
1-4 AYLARDA
- Omuz ve baş kontrolü görülmeye başlar.
- 3. ve 4.aylar içinde desteklendiğinde kısa bir süre oturabilir.Başını dik tutabilir.Kollarına dayanarak doğrulabilir.
- Görme duyusu gelişmiştir.Yatay hareket eden nesneleri izleyebilir.Göz ilgisini çeken nesneler üzerinde daha uzun süre kalır.
- Görme ve işitmenin işbirliği görülür.Sesin geldiği yöne bakar.
- Çevreye ilgi artar,ayak seslerine beslenme,banyo gibi hazırlıklara tepki verir.
- sosyal gülme 2. ay sonunda görülür.
- Esas sesleri taklit etme yeteneği gelişmiştir.
- Yakaladığı bir hareketi durmadan tekrar eder.
- Çıngırağı hızla sallayınca ses çıkardığını fark eder.Avuç içi ile yakalar.Herşeyi ağzına götürür.
- Eller hafif açıktır.
4-10 AYLARDA
- Sırt üstü durumundan yan yatmaya geçebilir.Emekleme denemesi 5. ayda görülür.7. ayda,sürünme ve emekleme gelişir.8.ayda tam dönüş görülür.
- Uzatılan nesneyi yakalamaya çalışır.6.ay içinde terredütlü yakalama görülür.8,9.aylarda iki küpü bir araya getirebilir.Ustaca yakalama 9. ayda görülür.Aynı ay içinde hangi elini seçtiğini belli edebilir.Sonra bu eli değiştirebilir.
- Katı mamaları,4.ayın sonu ve 5.ay içinde yiyebilir.
- Anlamlı sesler ve heceler çıkarmaya başlar,taklit yeteneği gelişmektedir.
- Destekle oturabilir.Omuz ve baş konturolü gelişmiştir.7.ay içinde desteksiz oturma görülür.
- Yardımla ayakta durabilir.Tutunarak durma 9. ve 10. ayda görülür.Emeklemede ustalaşmıştır.
- Göz ve el koordinasyonunun başlangıcı 4. aya raslar.
- 6.ayb içinde tanıdık ve yabancı yüzleri ayırt etme başlar.Seçicilik görülür.
- Objeleri bir elinden diğerine geçirebilir.(Çocuklar genellikle9-12.aylar arası hangi ellerini kullanmak üzere seçtiklerini belli ederler.İki yaşına kadar sağ elini kullanmasına yardım ve özendirme söz konusu olabilir,oyuncağı sağ eline uzatmak,sağ elini rahat kullanacağı bir biçimde oturtmak gibi-ikinci yaştan sonra,sol elini seçtiğini ortaya koyarsa herhangi bir karışma zararlı olabilir.)
10-12 AYLARDA
- Yardımsız ayağa kalkabilir.Tutunarak yürür.Erken yürüme görülebilir.Ortalama yürüme zamanı 13-15 aylar arasıdır.
- Yatma durumundan oturmaya geçebilir.Düşmeden,eğilebilir.
- Çevrede gördüğü davranışları taklit edebilir.
- Parmaklarını deliklere sokmaya çalışır;halkaları yakalar.
- Yetişkinlerin sallanarak ve vurarak yaptığı oyunlardan zevk alır.
- Üç küpü yan yana getirmeye çalışır.
- Ulaşmak istediği nesneyle arasındaki engeli kaldırabilir.Amaç-sonuç bağlantısını kura bilmektedir.Bu ilk zeka belirtisidir.Nesneleri son kayboldukları yerde değil,ilk denemede bulduğu yerde arar.
- Topu karşısındaki kilşiye atma denemeleri yapar.
- Önceden anlama,kestirme görülür.Annenin kalkmasının onun gideceğine işaret olduğunu sezinlerve ağlayabilir.
- Yabancılardan çekinme ve korkma görülür.
- Kendini besleme isteği gösterir.Kaşığı kullanmak ister.
- Kahkaha ile gülebilir.Sevgi gösterir.
İki Yaş Çocuğunun Gelişim Özellikleri
İki yaş çocuğu en iyi şekilde koklama, tatma, dokunma, duyma ve görme duyuları yoluyla öğrenebilir. Çok meraklıdırlar ve her şeyi araştırıp keşfetmek isterler. Çok cesaretlidirler ve onların bu araştırıcı doğaları yetişkinleri korkutabilir. Bu nedenle, kısıtlanmaksızın denetlenmeleri gerekebilir. Dikkat süreleri 2-5 dakika gibi çok kısadır. Ancak bir şey onlara çok ilginç gelirse daha uzun bir süre etkinliğe katılabilirler. Bu dönemde çocuklar sık sık "hayır" kelimesini kullanır ve hatta çok hoşlandığı birşeyi isteyip istemediği sorulduğunda dahi hayır diyebilirler. Bu nedenle onlara "yemek için hazır mısın?" diye sormak yerine, "öğle yemeği zamanı" diye belirtebiliriz.. İki yaşındaki çocuk ancak iki-üç kelimelik cümleler kurabilir. Bu dönemde merak duygularının da bir sonucu olarak, sık sık "ne, niçin, nerede" gibi sorular sorarlar. Ancak onlar konuştuklarından daha fazla kelimeyi anlayabilirler.
Zihinsel Gelişim Özellikleri
Yapılabilecek Aktiviteler
Şekilleri yerleştirebilme
- Çocukların rahatlıkla alıp kullanabilecekleri yerlere oyuncaklarını yerleştirmelerini saglama
- İçerisine şekilleri yerleştirebilecekleri şekil kutuları verme Sınırlı ilgi süresi
- Çocuklara 2-5 dakika sürecek kısa hikayeler okuma
- Çocuklarla şiir ve parmak oyunları tekrarlama Yetişkini taklit
- Çocukların kullanabilmeleri amacıyla, dramatik oyun köşesinde şapka, çanta, küpe gibi aksesuarlar bulundurma
- Çocukların kendilerini görebilecekleri yerlere aynalar asma
18-24 AYLAR
- Sandalyede rahatlıkla oturabilir.
- Elinden tutulduğunda,merdivenleri inip-çıkabilir.Tek ayak üstüne atlayabilir.Atlamada iki ayağını birden kullanamaz.
- Koşabilir;ancak ani dönüşlerde dengesini kaybeder.
- Kaşığı doğru tutar ve ağzına götürebilir.
- Araç kullanarak,ulaşmak istediği nesneyi yakalayabilir.
- Tekerlekli arabayı çekebilir.Topa tekme vurabilir.
- Bebeğinin gözünü,kulağını,ağzını v.b organlarını gösterebilir.
- Bazı nesneleri veya canlıları resimlerinden tanır ve gösterir.
- Objelerle ilgili etkinliklerde,yatay kavramına doğru bir yöneliş izlenir.
- Doğrudan algı alanında olmayan,ancak daha önce gördüğü bir olayı,taklityoluyla,ortaya koyabilir.
- İlgi alanında dikkat topalama ve hatırlama süresi,yaklaşık 15 dak.dolaylarındadır.
- Yeni etkinlikler dener;beceremediğinde,önce ustalaştığı benzer bir davranışı tekrarlayarak çözüm arar.Düşüncelerini,taklit yoluyla,davranış ve tavır alışlarıkyla ortaya koyar.
- Yapması istenen basit istekleri yerine getirebilir.Oyuncaklarını bir sepete koyabilir.
- Kitap sayfalarını üçer-beşer çevirebilir;tek tek çevirmeyide becerebildiğini,zaman zaman,ortaya koyar.
- Kağıdı katlamaya çalışır;el seçimini ortaya koyar;ancak zamanla bu seçimi kendiliğinden değiştirebilir.
- Tahta küpleri kutudaki yerlerine yerleştirebilir.
- Bir kelimelik cümleler çoğunlukta olmakla birlikte,iki kelimelik zaman zamanda,üç kelimelik cümleler kurabilir.
- Öz-yönelim çok güçlüdür;sevdiği kişi ve nesneleri paylaşmak istemez.Mutluluk ve haz duygularını,yoğun biçimde,belli eder.Utanma,korku,öfke kıskanma duyguları belirir.
- Diğer çocuklara ilgi artar.Onlarla birlikte olmak ister;ancak,yan yana sürdürülen paralel oyunlar görülür.
- Dışkılama konturaolü gelişmektedir.
3 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
Büyük ve küçük kas aktivitelerinde daha başarılı, daha fazla kontrole sahiptirler. Daha istekli, ilgili arkadaş canlısı ve daha bağımsızdırlar. Hikaye dinlemek ve tekrarlamaktan hoşlanırlar. Dikkat süreleri hala çok kısadır. Üç ve daha fazla kelime içeren cümleler kurabilirler. Hala hatalı konuşmakla birlikte konuşmalar daha anlaşılır şekildedir. 1000 kelime hazinesine sahiptirler. İki-üç emri arka arkaya yerine getirebilirler. Su köşesi aktivitelerinden hoşlanırlar.
Zihinsel Gelişim Özellikleri Yapılabilecek Aktiviteler
Üç objeyi seçme ve sayma
- a. Her çocuk için masaya çatal, kaşık, tabak koymalarını isteme
- b. Bahçeden seçerek üç çiçek toplamasını isteme
- Dört-altı rengi tanıma ve eşleştirme (önce kırmızı, yeşil, mavi, sarı daha sonra kahverengi, siyah, turuncu, mor)
- a. Bir daireyi her biri farklı renk olacak şekilde altı eşit parçaya bölme ve çocuktan bu altı rengi seçerek etrafına yerleştirmesini isteme
- b. Altı tane renkli kutu ve altı tane aynı renkteki fasulye torbaların çocuğa vererek, uygun renkteki fasulye torbasını uygun kutuya fırlatmalarını sağlama
- c. Bir kutuya 8-10 tane farklı renkte nesne koyarak çocuktan ismi söylenilen renkteki nesneyi bulmasını isteme
- Merdivenleri tek adımlarla çıkabilir.
- Tek ayak üzerinde durabilir zıplar;parmak uçlarında yürüme denemeleri yapar.
- Koşmayı daha iyi becerir;köşeleri rahatlıkla döner,hızını artırabilir ve azaltabilir.Zaman zaman tökezlenir ve düşer.
- Ayakkabılarını (genellikle ters) giyinbilir;ancak bağcıklarını bağlayamaz.
- Basit giysileri ğiyiyebilir. ve çıkarabilir.
- Küpleri üst üste koymada ustalaşmıştır.9-10 küple kale yapabilir.Küpleri yatay kullanma görülür.
- Su dolu bir bardağı taşıyabilir;suyunu içebilir.Çatalla yemek yemeye başlar.Kaşık kullanmada ustalaşmıştır.
- Kağıdı yandan katlayabilir.Gösterildiği halde,genllikle köşe katlaması yapamaz.
- Köşeli,dikey çizgiler çizebilir.Bir insanı normal çizemez.uvarlak çizgilere geçiş görülür.
- Tuvalet ihtiyacını belirtir.Ancak,zaman zaman,oyuna daldığında ya da bazı geceler,haber verme gecikebilir.
- Yuvarlak,kare,üçgen şekilleri eşleştirebilir;yerine yerleştirebilir;ancak bu şekilleri çizemez.
- Özellikle dilde,bu eşleştirme yeteneği belirgindir.Objeleri kolayca sınıflayabilir;tanmlayabilir;kıyaslayabilir.
- Ana renkleri tanır ve eşleştirebilir.
- Durmadan soru sorar.
- Uygun olan ve olmayan davranışlarıyla ilgili tepkileri anlayabilir;bunlara göre kendini yöneltebilir.
- Koku ve dokunma farklılıklarını ayırt edebilir.
4 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
El becerileri daha gelişmiştir. Daire ve kare şekillerini kopya edebilir. Vücudun baş bölümlerinin bulunduğu resimler çizebilir. Büyük parça "yap-boz"ları yerleştirebilir. Hikayelere başlıklar uydurur ve konuları birbirine bağlar. Blok ve dramatizasyon köşelerinde oynamaktan çok büyük zevk alır. Çok fazla konuşarak yetişkinin sabrını dener.
Zihinsel Gelişim Özellikleri .... Yapılabilecek Aktiviteler
(İki uzun çizgi çizme)
- a. Çocuklarla uzunluğu hakkında konuştuktan sonra renkli kurdeleleri kesmelerini saglama
- b. Üç-dört farklı uzunlukta samanı kesme ve onları uzunluklarına göre sıraya koymalarını sağlama
(Dört ve daha fazla sayı sayma)
- a. Dört fasulye torbasını seçerek, sayarak fırlatmalarını sağlama
- b. Çocuklardan zıplarken saymalarını isteme
- c. Yemek zamanı arkadaşlarını saymalarını isteme
- d. Kutudan dört kurabiyeyi sayarak almalarını isteme
- e. Meyveyi dört parçaya kesmelerini isteme
- f. Grup kararlarını oylama ve her oyu gösteren bir grafik yaparak oyları sayma
(Altı rengi isimlendirme ve tanıma )
- a.Gün boyunca karşılaştığı nesnelerin renklerini tartışma. Örneğin: Kırmızı ışık, yeşil ağaç, sarı muz gibi
- b. Bir grup nesneyi renklerine göre ayırma, benzer ve farklılıklarını söyleme
- Koşmada daha güvenlidir.
- Bir bacak üzerinde daha uzun süre dengede durabilir.Sekemez;bu beceri 5 yaşına doğru görülür.
- Top yakalamada becerisi artmıştır.El-göz işbirliği gelişmiştir.
- Elini,yüzünü yıkayabilir.Dişini fırçalar.
- Kendi başına giyinebilir;düğmelerini ilikleyebilir.Saçını tarar.
- Ayakkabısını doğru ğiye;bağcıklarını ancak bir süre sonra bağlayabilir.
- Dökmeden bir kaptan diğerine su boşaltabilir.Bloklarla küpleri kullanarak binalar yapabilir.
- Diğer çocuklarla yarışmaya girer
- Paylaşabilir.
- Öz-yönelim hala yoğun olmakla birlikte başkalarının varlığına ve haklarına bilinçlenme başlamıştır.
- Büyük küçük kavramları gelişmiştir.Ancak"orta"ölçüyü ayırt edemez.
- Kağıdı köşeli katlamada hala güçlük çeker,zaman zaman başarır.
- Objeleri 4 e kadar sayabilir.Az-çok kavramı gelişmeye başlar.
- Birkaç harf yazabilir.Kitap sayfalarını rahatlıkla,tek tek çevirebilir.
- Makası kabaca kullanabilir.
- Masal dinlemeyi sever.Dikkat süresi 10-15 dk ile değişir.
- Üç tekerlekli bisikleti kullanmada ustalaşmıştır.
- Ana renklerin isimlerini rahatlıkla kullanır.
- Eksik çizilmiş resimlerin bir-iki eksiğini görebilir.
- Üçgen ve kare şekilleri kabaca çizebilir.Artı ve çarpı şekillerini çizebilir.
- İnsan resmini bir baş ve ona bağlı olarak çıkan iki çizgi ile belirterek çizer.Beden bu çizimde yer almaz.
- İki-üç kişilik grup oyunlarına katılır.
- Boyda 5-6cm.lik;kiloda1,5-2.kgr.lık bir artış gösterir.
5 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİSİM ÖZELLİKLERİ
Motor becerileri daha gelişmekle birlikte harf ve sayıları ters yazabilir. Durmaksızın konuşur ve sorular sorar. Zaman kavramı ile daha fazla ilgilenmeye başlar ve saatin akrep ve yelkovanının temel hareketlerini bilir. İlk, orta ve son gibi pozisyon kavramlarını bilir. Kendi adını yazabilir veya gördüğünde tanıyabilir. Dikkat süreleri artmakla birlikte yetişkine oranla hala çok kısadır. Gerçek ile hayali çok zor ayırt edebilirler.
Zihinsel Gelişim Özellikleri...Yapılabilecek Aktiviteler
(İsmini tanıma)
- a. Çocukların görünmeyen bir yerlerine adlarını yazma
- b. Elbise ve ayakkabı dolabına her bir çocuğun adını yazma (çocuk sizi bunu yaparken izlemeli)
- c. Çalışmalarına isimlerini yazmaları için cesaretlendirme
(Birden yirmiye kadar ezbere sayma)
- a. Masada çocukları sayma
- b. Peçeteleri sayma
- c. Tabakları sayma
- d. Çocukların karşılaştıkları materyalleri onlarla sayma
(Birden beşe kadar sayıları yazma)
- a. Sayıları yazmaları için çocuklara kağıt kalem verme
- b. Tıraş köpüğü vererek çocuğun bunlarla sayıları yazmasını isteme
(İlk, orta ve son pozisyonlarını anlama)
- A. Hafta içinde ilk, orta ve son kavramını anlamak için temizlik kuyruğunda çocukların yerlerini değiştirme
- B. Üç araba koyarak ilk, orta ve son hakkında konuşma
- Koşma,sekme ve atlamada vücut hareketleri tam bir denge içindedir.
- Küçük kas gelişimi ileri düzeydedir.Kalemi rahatlıkla kullanabilir.
- Kesme ve yapıştırma etkinliklerine ilgi duyar.
- Kare ve üçgen şekilleri rahatlıkla kopye edebilir;ancak,baklava biçiminin meyilli kenarlarını çizmede,hala güçlük çeker.
- Karşılaştırmalar yapabilir.Kendini eleştrebilir.
- Çevresini denetlemek ister
- İnsan resmini,baş,bacaklar ve ayaklar olarak çizer.Bedenin bu çizimde yer alması,altıncı yaşa doğru gerçekleşebilir.
- Objeleri on'a kadar sayabilir.
- Büyüklük küçüklük kavramlarından sonra"orta""yarım" ve"ikisi arası" kavramlarındada gelişme görülür.
- Olaylarla zamanı birleştirmeye başlamıştır.Sabah ve akşamı bilir.Televizyonda sevdiği dizinin zamanını hatırlamaya başlar.
- Bilgi toplayıcı sorular sorar.Kelimelerin anlamlarını öğrenmek ister.
- Basit kelimeleri,özellikle kendi adını kopye etmek iste;deney fırsatı verildiğinde başarılı olur.
- Para ile alış veriş yapabilir.
- Düzen duygusu gelişmiştir.Çevresini denetlemek ister.Ayakkabılarının bağlarını bağlayabilir.
- Eksik insan ve eşya resimlerini tamamlayabilir.
- Önceleri olduğu gibi korku ile sık sık sarsılmaz.Kendine ve çevresine güvenir.Gerçek ve hayal arası ayrımı yapmaya başlar.
- Yaptığı işin görülüp beğenilmesini ister.
- Sosyal uyum için gerekli daavranışları,çevresinde gördüğü örnekleri taklit ederek,elde eder.
- Benlik kavranı iyice gelişmiştir.Özdeşleşmek üzere seçtiğibirey gibi hareket etmeye özen gösterir.
- Boyda 5-6cm.lik;kiloda1,5-2.kgr.lık bir artış gösterir.
6 YAŞ ÇOCUĞUNUN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
Canlı ve coşkulu olduğundan yeni şeylerle yeteneklerini denemeye heveslidir. Bu nedenle yeni denemelere girmeye çok isteklidir. Okuma yazma ve sayıları kullanma yeteneğinin ilk adımlarını atabilir. Fakat öğrendikleri şeyler hala gözlemlediği ve yaptığı şeylere dayalı olup, soyut düşünemezler. Beş yaşa oranla daha titizlikle üçgen çizebilir, kareyi daha doğru biçimde kopya edebilir. Nesnelerdeki benzerlikleri ve farklılıkları söyleyebilir. Ortalama 3000 kelime hazinesine sahiptir. Geçmiş, şimdi ve gelecek zaman kavramları şekillenmeye başlamıştır.
- Ev içi ve dışı etkinliklerde çok canlıdır.
- El becerisinin ona sağlıyabileceği olanakları keşvetmiştir.Bloklarla çeşitli yapılar yapar ve oyunlarında bunları kullanır.
- El işi çalışmalarını severek yapar.Rahatlıkla keser;yapıştırı;katlar ve şekil verebilir.
- Top ve ip oyunları yaygındır.Erkek çocukların genellikle top,kız çocuklarının ise ip oyunlarını yeğledikleri görülür.
- Oyunlarda kız-erkek ayrımı görülmeye başlar.Grup oyunlarına istek artmıştır.
- Çizgileri daha gerçekçidir.Bir insan resmini,baş,gövde,kollar ve bacaklarını belirterek tan çizebilir.
- Şekilleri tanır eşleştirebilir.Harfleri kopye edebilir;adını yazabilir.
- Kitapta resim boyamayı ve resim yapmayı sever.
- Pasif kelime hazinesi ilköğretim için gerekli görülen zenginliğe ulaşmıştır.
- Kendi görüş açısından sağ ve sol tarafını ayırt edebilir;ancak,diğer bir kişinin sağ ve sol kolunu göstermekte güçlük çeker.
- Basit alış verişleri rahatlıkla yapabilir;paraları tanır.
- Geçmiş,şimdi ve gelecek zaman kavramları,kaba bir biçimde,şekillemeye başlamıştır.
- 2. OKULÖNCESİ EĞİTİMDE FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNİN AMAÇLARI 1.Çocuğun zihinsel becerilerinin gelişimine yardımcı olmak a. Bir sorunu algılama ve tanımlayabilme b. Soruna veya çözümüne ilişkin bilgileri edinme ve bu bilgileri belleğinde depolama ve gerektiğinde kullanma. c. Depoladığı bilgileri günlük yaşamda akılcı bir biçimde sorunlarının çözümü için kullanma d. Karşılaştığı sorunlara yeni çözümler bulma; yetersiz çözüm bulduğunda başa dönüp yeniden başlama ve sorunu düzeltme e. Sorunun çözümünde zorlandığında sorundan kaçmayıp, gerçekçi çözümler arama 2. Düşüncelerini rahatça ifade edebilme ve paylaşabilme alışkanlığı kazandırmak. 3. Bilgiyi bulma, toplama ve yararlanma sürecini çocuğa öğreterek, bilimsel bir tutum ve tavır geliştirmek. Araştırmadan sonuca varma genelleyici ve gerçekdışı değerlendirmeler yapma, bilgiyi kaynağından araştırmayıp, kulaktan dolma bilgilerle değerlendirme, olaylara tek bir açıdan bakma gibi bilimsel olmayan tutumlardan uzak tutma. 4. Bağımsız düşünme ve muhakeme yeteneğini geliştirmek. 5. Çocukta çevresinde olup bitenlere karşı duyarlılık kazandırmak. 6. Çocuğa dinleme becerisi kazandırmak.
- 3. FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE YAPILABİLECEK ETKİNLİKLER Temelde bu etkinlikler üç gruba ayrılır. 3.1. Öğretmenin Başlattığı veya Gerçekleştirdiği Fen Etkinlikleri: Bu etkinlikler önceden öğretmen tarafından ayrıntılı olarak planlanan etkinliklerdir. Öğretmen önceden planlamaya uygun bir biçimde fen köşesine konu ile ilgili araç gereçleri koyar. Ayrıca öğretmen belirlenen konu ile ilgili olarak çocukların meraklarını uyandırmak için, önce kendi sorular sorar, sonra çocukları konu ile ilgili sorular sorması için cesaretlendirir. Örneğin; öğretmen sıcak-soğuk kavramını işlediği bir gün dışarıda çocuklarla kartopu oynarken, ne kadar çok terlediğinden (ısındığından) bahsederek konuya başlayabilir. Sonra çocuklara başka terleyen (ısınan) olup olmadığını sorabilir. Konuya çocukların ilgisini çektikten sonra onlara; - "Soğuk bir günde sıcakladığında nasıl serinleyebilirsin?" diye sorarak çocukların cevaplarını dinler ve tartışabilir. Çocukların da bu konuda sorular sorması için onları cesaretlendirir. Öğretmen daha sonra çocuklarla sınıfa girerek "Sıcak şeyleri nasıl soğutabileceğimizi veya soğuk şeyleri nasıl ısıtabileceğimizi" anlatan deneyler yapabilir. Bu aşamada öğretmen rehber olmak üzere çocukların bireysel veya gruplar halinde denemeler yapmasına izin verir. Onlara sorular sorarak çocukların bilgi edinme süreçlerini kolaylaştırır ve gözlenen değişiklikleri anlamalarını sağlar. Öğretmen bu aşamada çocukların yaşayarak öğrenmelerine olanaklar sağlar ve deney sonrasında bir birleri ile bilgileri paylaşmalarına fırsatlar verir. Çocukların arkadaşları ile bilgileri paylaşmaları bilimsel tavır geliştirmelerinde önemli bir adımdır ve net bir şekilde bilgilerin açığa çıkmasını sağlar. 3.2. Öğrenilen Bilgilerin Diğer Bilgilerle Bütünleşmesi İle İlgili Etkinlikler: Bu etkinlikte öğretmen ön plandadır. Çocuğun edindiği bilgi ve kavramları benzer olaylarla genellemeyi ve varılan sonuçların çocuğun yaşantısındaki olaylarla bağlantısını öğretir. Örneğin; sıcak ve soğuk kavramından sonra öğretmen çocuklarla sıcak günlerde serinlememiz veya soğuk günlerde ısınmamız için neler yapmamız gerektiğini tartışabilir. Bu şekilde çocuk öğrendiği bilgilerle çevresinde denetim kurmaya başlayarak, çevresel beklentileri ve duyarlılığını arttırır. 3.3. Anlık Etkinlikler: Çocuğun günlük yaşamda her an karşılaşabileceği fen ve doğaya ilişkin sorunlar ile bu sorunlara çocukların bulduğu çözüm yollarını kapsar. Bu aşamada öğretmenin duyarlı olması ve çocuklarla birlikteliği önemli bir konudur. Öğretmenin çocukları iyi gözlemlemesi gereklidir. 4. FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNİN KONULARI a. Çocuğun çevresindeki nesneler. Nesnelerin boyut, renk, şekil, ölçü gibi özellikleri ve nesneler arasındaki benzerlik ve farklılıklar, nesnelerin sınıflandırılması ve sıralandırılması. b. Duyular ve işlevlerine ilişkin bilgiler. c. Bitki ve hayvanlar gibi diğer canlıların özellikleri, canlı ve cansız varlıklar arasındaki temel farklılıklar. d. Dünyamız ve uzayda oluşan olaylar ve özellikleri. 5. FEN ve DOĞA KÖŞESİ Okulöncesi eğitim kurumlarında bir masa veya köşe fen bilgisi çalışmaları için ayrılmalıdır. Bu köşede çocukların doğadan toplayacakları taş, kabuk, böcek, yaprak, çiçek gibi malzemeler sergilenebilir. Çocuklar topladıkları materyallerle çeşitli koleksiyonlar yaparak, bunları biri birleri ile paylaşabilirler. Ayrıca bu köşede çeşitli baklagiller (fasulye, nohut, mercimek gibi) ve tohumlar (arpa, buğday gibi) da bulunur ve çocuklar konulara göre bunlarla farklı çalışmalar yapabilirler. Bu malzemeler köşede kavanozlarda saklanabilir ve çocuklar istediklerinde büyüteç ile bunları inceleme fırsatı bulabilirler. Köşeye işlenecek konuya bağlı olarak resimli kitaplar, afişler, resim bantları konabilir. Örneğin; hayvanlar ünitesi işlenirken köşenin duvarları çocukların görebileceği yükseklikte hayvan afişleri ile süslenebilir, çocukların incelemeleri için köşeye hayvan ansiklopedileri konabilir. Ayrıca köşede çocukların çevreye olan duyarlılıklarını arttırmak için hava grafikleri, sağlığın önemini anlatmak için, boy ve ağırlık grafikleri bulunabilir. Çocuklar bu yolla havadaki değişiklikleri izleyerek,grafiğe kaydedebilirler. 6. FEN KÖŞESİNDE BULUNMASI GEREKEN MALZEMELER n Çocukların toplayıp biriktirebileceği tohum, yaprak, çiçek, böcek gibi malzemeler. n Terazi n Büyüteç n Ölçme kapları n Ölçme kaşıkları n Termometre n Mıknatıs n Saat n Pusula n Mezura, cetvel n Dürbün n Küre n Elektrikli aletler (el feneri, saç kurutma makinesi, piller, teller, ampuller) n Çeşitli mutfak eşyaları (süzgeç, huni, pipet, plastik kaplar ve kovalar) n Un, tuz, şeker, toz boya, tutkal, mum, tebeşir n Balon, naylon torbalar, tahta çubuklar n Fen ve doğa konusu ile ilgili afişler n Bilim kitapları, slaytlar ve slayt makinesi n Bitki çimlendirme kapları n Fasulye, nohut, mercimek gibi değişik baklagiller ve tohumlar n Evcil hayvanlar ve bunlara ait yuvalar 7.FEN ve DOĞA KÖŞESİNİN ÖNEMİ ve YARARLARI Fen ve doğa köşesi çocukların çevrelerini ve doğayı araştırma ve tanımalarına düşündüklerini açıkça ve rahatlıkla ifade edebilmelerine, sorgulama yoluyla meraklarını tatmin etmelerine fırsatlar sağlaması açısından büyük bir öneme sahiptir. 7.1. Fen ve Doğa Köşesinin Çocuklara Kazandırdıkları 1. Fen ve doğa çalışmaları çocuğun zihinsel, dil, sosyal ve motor gelişimlerine katkıda bulunur. 2. Çocuğun çevreye ve doğaya duyarlılığını arttırarak, yeni olumlu tavır ve tutumlar geliştirmesini sağlar. 3. Çocukların ilgi alanlarını genişleterek, etkili düşünmeyi öğretir ve problem çözme yeteneklerini geliştirir. 4. Çocuklar fen ve doğa köşesinde yaptıkları deneylerle basit sonuçlardan genellemelere gidebilirler. 5. Fen ve doğa köşesindeki çalışmalar uygulamaya yönelik çalışmaları olduğundan öğrenilenler çocuklar için daha kalıcı olur. 6. Fen ve doğa köşesinde çocuk başarısızlık endişesi duymadan düşüncelerini rahatlıkla ortaya koyabildiği için çocukta yaratıcılığın gelişmesi açısından da önemlidir.
- 8. FEN BİLGİSİ ÖĞRETİMİNDE ÖĞRETMENE DÜŞEN GÖREVLER
- 1. Fen ve doğa etkinliklerini çocuğun gelişim düzeyine uygun seçmelidir.
- 2. Seçilen deneylerin uygulamalarını önceden yapmalı, kavramların doğruluğunu denetlemeli ve gerekli araç gereçleri eksiksiz olarak hazırlamalıdır. 3. Çocuk bir problemin çözümü için çalışırken öğretmen rehber konumunda olmalı, çocuğu özgür bırakmalı ve deneysel düşünmelerini sağlamak için onları cesaretlendirmelidir.
- 4. Öğretmen bilimsel bir süreci başlatabilmek için çocuğu cesaretlendirmeli ve teşvik etmelidir. Örneğin; yüzen ve batan cisimlerle ilgili bir deneye başlamadan önce öğretmen çocukların malzeme (tahta parçası, taş, tüy, yaprak gibi) bulmaları için onları teşvik edebilir. 5. Öğretmen çocukların ilgisini konuya çekmek ve onları harekete geçirmek için çocuklara çeşitli sorular sormalıdır. Ancak bu sorular cevapları "Evet" veya "Hayır" olacak şekilde kapalı uçlu sorular olmayıp, onların düşünmelerini ve beyin fırtınası yaşamalarını sağlayacak şekilde açık uçlu olmalıdır. Örneğin; öğretmen "Daha önce hiç kar gördün mü?" yerine "Karın nereden geldiğini düşünüyorsun", "Sence kar nasıl oluşuyor?" gibi sorular sormalı ve bütün cevapları dinleyerek tartışmalıdır. Bu amaçla öğretmen genellikle sorularında "Niçin, nereden, nasıl, ne zaman" gibi soru kelimeleri kullanmalıdır. 6. Öğretmen çocukların yaratıcılıklarının gelişimi amacıyla, tek bir doğru cevap arama yerine, çocuklardan bütün cevapları beklemeli ve çocukların tümünü fikirlerini söylemeleri için cesaretlendirmelidir. 7. Öğretmen deney esnasında çocukların kendi kendilerine doğru cevabı bulmaları için onlara olanaklar yaratmalı ve onları cesaretlendirmelidir. 8. Öğretmen her an esnek olmalı ve beklenilmeyen bir durum olduğunda hemen konuyu çocukların ilgisini çeken yöne kaydırmalı ve tartışma başlatabilmelidir. Örneğin; bir deney esnasında farklı bir alet çocukların ilgisini çektiğinde olayı geçiştirmeyip, çocuklara bunu açıklamalıdır. 9. Öğretmen çocukların yaşadıkları çevreye duyarlı olmalarını sağlamaları açısından onların ilgilerini çevrelerine odaklayabilmelidir. Bu şekilde çocuk çevresinde olup bitenlerin farkında olacak ve duyarlılık kazanacaktır. 10. Çocukların çevrelerindeki dünyayı araştırarak, onlar için faydalı ve zararlı şeyleri fark etmeleri açısından öğretmen yönlendirme yapabilir. Örneğin; öğretmen fen etkinliğinde çocuklara hava, su, toprak gibi kaynakların önemini kavratabilir ve bunların hangi durumlarda insan sağlığına zararlı olabileceklerini tartışarak, çocukta erken yaşta çevre duyarlılığı ve sağlığını koruma bilinci oluşturabilir. 11. Fen etkinlikleri bir gösteri olmayıp, çocukların gözlem yapmaları ve soru sorarak keşfetmeleri üzerinde odaklanmalıdır. 12. Öğretmen fen konuları ile çocukların gerçekdışı korkularının üstesinden gelmesine yardımcı olabilir. Örneğin; gök gürültüsünden korkan çocuklara, bilimsel yolla bunu açıklayabilir. 13. Deney esnasında öğretmen çocukların sordukları soruları veya merak ettiklere konuları cevaplayarak (veya cevabını tartışarak) konunun ve kavramların yanlış anlaşılmasını engellemelidir. Eğer çocuk soru sormuyorsa, öğretmen sorular sorarak çocukların doğru anlayıp anlamadıklarını kontrol edebilir ve yanlış anlamalarını ortadan kaldırabilir. 14. Konu işlerken çocuklar tarafından öğretmenin cevabını bilmediği bir soru sorulduğunda, öğretmen içtenlikle bilmediğini belirterek cevabı çocuklarla birlikte tartışmalıdır. Eğer öğretmen yalan söyler veya çelişkili cevaplar verirse, çocuk bunu fark edebilir ve öğretmenine güveni sarsılabilir. 15. Bazı bilimsel kavramların açıklanmasında öğretmen çocuğun günlük yaşantısında kullandığı kelimelerden ve malzemelerden yararlanmalıdır. Örneğin; doğudaki bir öğretmen renkleri anlatırken "sarı" ile ilgili örnek vermesi gerektiğinde, "limon" yerine "buğday" örneği verdiğinde çocuğun yaşantısı ile daha uygun olabilir.Öğretmen böylece konuyu daha kolay açıklayabilir. 16. Öğretmen çocuğun araştırma ve incelemesi için ona güvenli ve tehlikesiz bir ortam hazırlamalıdır.
- 9. OKULÖNCESİ EĞİTİMDE FEN BİLGİSİ ÖĞRETİM YÖNTEMLERİ
- 1. Deneyler: Bilimde bir gerçeği göstermek için yapılan denemelere "deney" denir. Bir başka deyişle deney, şartları tarafımızdan hazırlanarak doğa olaylarını tekrar etmektir. Okulöncesi eğitiminde fen çalışmaları içinde deney yönteminin kullanılması, çocukların merak ve araştırma duygularının geliştirilmesi, zihinsel yeteneklerini uyarması ve ileri ki okul yaşantısında başarılı olmaları açısından önemli bir konudur. Okulöncesi eğitimde fen çalışmalarında deneyler yapılmasının amacı bilgilerin gösterilerek çocuğa aktarılması olmayıp, çocuğun fen ve doğa ile ilgili olayları yaparak ve yaşayarak etkili bir şekilde öğrenmesidir. 9.1.1. Okulöncesi Çocuklar Açısından Deneyin Önemi ve Yararları 1. Deneyler doğada olup biten olayların küçük çocuklar tarafından daha iyi kavranabilmesi amacıyla yapılır. Bunun için deneylerin çocukların gelişim düzeylerine uygun ve anlayabilecekleri şekilde olmaları gerekmektedir. 2. Deney yaparak olaylar arası bağlantı kuran çocuklar doğaya ve yakın çevrelerine daha fazla duyarlılık kazanabilirler. 3. Deney yöntemi ile dikkat süreleri çok sınırlı olan bu yaş çocukları, farklı uyarıcılar ve nesneler sayesinde dikkatlerini daha uzun bir süre bir konuda toplayabilirler. Çünkü deney ortamı pasif etkinliklere oranla daha hareketli ve daha çekicidir. 4. Deney yaparken çocuklar neden sonuç ilişkisini kurabilirler ve problem çözmeyi öğrenebilirler. 5. Deneyler çocukların büyük ve küçük kas gelişimlerini ve el-göz eşgüdümünü destekleyici etkinliklerdir. 6. Çocuklar deney yaparken birçok yeni kelimeler kazanabilir ve kelime hazineleri gelişebilir. 7. Deney yaparken çocuğun kendisini rahat ifade edebilmesi, başarısızlık endişesi duymadan çalışması, çocukta aldığı sorumluluğu yerine getirme, kurallara uyma, paylaşma ve kendine güven duygularının gelişmesine yardımcı olur. Bütün bunlar dikkate alındığında deney yöntemi çocukların bilişsel, duygusal, psikomotor, dil ve sosyal gelişimleri açısından çok önemlidir. 9.1.2. Deney Seçilirken ve Uygulanırken Göz Önünde Bulundurulması Gereken Konular 1. Deneyler çocukların gelişim düzeylerine uygun olmalı ve onlar için zararlı bir öğe taşımamalıdır. 2. Uzun süreli deneyler çocukların ilgisinin kaybolmasına neden olacağından, sonuçları kısa sürede gözlenebilir deneyler seçilmelidir. 3. Etkili öğrenmeyi sağlamak için çocuklar deneye aktif olarak katılmalıdırlar. 4. Bir günde birden fazla deney yapılmamalıdır. Uzun süreli deneylerde (bitki çimlendirmek gibi) sonucu aldıktan sonra başka bir deneye geçilmelidir. 9.1.3. Deneyde Öğretmenin Rolü ve Dikkat Etmesi Gereken Konular 1. Öğretmen mutlaka deneyi önceden kendisi denemeli ve sonuçlarını almalıdır. 2. Deney önceden planlanmalı ve öğretmen gerekli tüm malzemeleri önceden hazırlamalıdır. 3. Deney sırasında çocuğun bilmediği veya yeni karşılaştığı bir kavram veya kelime geçtiğinde öğretmen bunu açıklamalı ve mümkün olabildiğince tekrarlayarak pekiştirmelidir. 4. Deney sırasında öğretmen ara sıra çocuklara açık uçlu sorular sorarak, anlayıp anlamadıklarını kontrol etmeli ve yanlış anlamaları önlemelidir. 5. Yapılacak deney ve ünite konusu arasındaki bağ çocuklara açıklanmalıdır. 6. Deney ve uygulamada öğretmen çocuğun kendi kendine keşfetmesi için olanaklar yaratmalı ve çocuğun başarı duygusunu tatmasını sağlamalıdır. 7. Çocukların bildikleri olaylardan yola çıkarak, bilmediklerine geçmeli ve çocukların olaylar arasında bağlantı kurmaları için öğretmen sorular sormalı ve tartışmalıdır. 8. Deney sonucu öğretmen pekiştirmek amacıyla, sınıfça tartışmalı ve çocuklara deneyle ilgili sorular yöneltmelidir. 9. Deneyde öğretmen rehber konumunda olup, çocukların aktif katılımlarını sağlamalıdır. Bu şekilde edinilen bilgiler çocuklar için daha kalıcı olur. 9.1.4. Deneyde Öğretmenin Karşılaşabileceği Sorunlar 1. Öğretmen her üniteye uygun deney bulamayabilir. 2. Bazı deneyler tüm çabalara rağmen başarısız sonuçlanabilir. Böyle bir durumda öğretmen doğruyu söylemeli ve hatanın nereden kaynaklanabileceğini ilk adımdan başlayarak kontrol etmelidir. 3. Öğretmen kesin sonuç alacağından emin olmadığı deneyleri çocuklarla birlikte yapmamalıdır. 4. Kalabalık bir sınıfta deneyin uygulanması zor olacağından, konuya bağlı olarak küçük gruplarla çalışılabilir. 9.2. Bitki Yetiştirme: Okul öncesi eğitimde hayatımızda önemli yer tutan bitkilerin nasıl yetiştirildikleri, büyümelerini etkileyen faktörler, büyümelerindeki farklılıklar gibi bitkiler hakkındaki bilgileri çocuklara öğretebilmek için fen bilgisi öğretiminde bazı bitkiler yetiştirilebilir ve bu yolla çocuklara bitkilerin de yaşayan canlı varlıklar olduğu kavratılabilir. Bitki yetiştirme çalışmaları çocuklara gözlem yapma, sınıflandırma, ölçme, tanımlama gibi birçok olanaklar sağlamaktadır. Bu amaçla çocuklar sınıfta saksılarda çim, çiçek, fasulye, patates, havuç gibi bazı bitkiler yetiştirebilirler. Bitki yetiştirmek pahalı bir etkinlik olmayıp, bu amaçla öğretmen yoğurt kutusu, süt kutusu, pasta kalıbı, delinen mutfak eşyaları gibi artık malzemeleri kullanabilir. Uygun olduğu durumlarda, bahçede marul, soğan, maydanoz gibi bitkiler yetiştirilerek, çocukların gözleyerek öğrenmeleri sağlanabilir ve ayrıca bunların bakımı ile ilgili sorumluluklar çocuklara verilebilir. Bu şekilde çocuklar bitkilerin yetişmesini ve bakımını daha yakından inceleyebilir ve öğrenmelerinin daha kalıcı olması sağlanabilir. Bitki köşesi için öğretmen çocukların da yardımıyla; n Bitki ve meyvelerin çekirdeklerini biriktirip, çocuklara bunları tanıtabilir ve uygun olanları yetiştirebilir. n Gerek çocukların evden getirecekleri sebze ve meyveler, gerekse çevreden toplanacak bitki ve çiçeklerle, bitki müzesi hazırlanabilir ve çocuklarla bunlar etiketlenebilir. n Öğretmen çocuklarla çevre gezileri yaparak doğal bitki örtüsünü inceleyebilir. 9.2.1. Bitki Yetiştirme Çalışmalarının Amaçları 1. Çeşitli bitkilerin yetiştirilmesi ile çocukların bitkileri tanımalarını sağlamak ve bilgi edinmelerini kolaylaştırmak. 2. Çocukları değişik ilgi alanlarına yöneltmek. 3. Çocukların olay ve nesneler arasında ilişki kurmalarını sağlamak. 4. Çocukların çevrelerini algılamalarına yardımcı olmak ve çevre duyarlılığı kazandırmak. 5. Çocuklar da akıl yürütme yeteneğini geliştirmek. 6. Problem keşfetme ve çözme yeteneğini kazandırmak. 7. Kavram ve dil gelişimlerine yardımcı olmak. 9.2.2. Bitki Yetiştirme Çalışmalarının Çocuklara Kazandırdıkları 1. Çocuk bitki yetiştirerek, bitkinin yeşermesi için havaya, suya ve ışığa ihtiyaç duyduğunu kavrar. 2. Bazı tohumların yeşermesi ve bitkilerin topraktan çıkması için daha uzun süreye ihtiyaç olduğunu görebilir. Bu yolla farklılık ve benzerlikleri karşılaştırabilir. 3. Doğru sonuçlara ulaşmak için uygun koşulların gerekliliğini kavrayabilir. 9.2.3. Bitki Yetiştirme Çalışmalarında Öğretmenin Rolü 1. Bitki yetiştirme esnasında öğretmenin rolü çocuklara rehberlik etmek, onları gözleyerek desteklemek ve problem çıktığı durumlarda onlara yardım etmektir. 2. Öğretmen mevsim ve çevresel koşulların uygunluğuna göre, sınıf içi veya bahçede çocuklarla bitkiler dikilebilir, çocukların bitkinin yetişmesini gözlemeleri için onları yönlendirebilir ve sorumluluk verebilir. 3. Bitkiler büyürken tohumdan çıkma, ilk yaprak, ilk çiçek, boy uzunluğu gibi özellikler çocuklarla birlikte bir grafik üzerinde kaydedilebilir. Grafik sonuçları çocuklarla incelenerek, farklı yetiştirme koşulları veya farklı bitkiler arasındaki benzerlik ve farklılıklar nedenleri ile tartışılabilir. 4. Bitkiler büyürken çocuklar büyüme şekillerini inceleyebilirler. Örneğin, sarmaşığın tırmanması, bezelye ve fasulyenin sırığa sarılması ve marulun yapraklar halinde büyümesi gibi. 5. Bazı bitkilerin yetiştirilmesinin çok uzun süre aldığı durumlarda, aşama aşama resimleri ve slaytları çekilerek, daha sonra bunlar çocuklarla incelenebilir